Sprite icons

Çatışma Bölgeleri Mineralleri Yönetmeliği Nedir?

 
Çatışma bölgeleri mineralleri nelerdir?
Siyasi olarak istikrarsız bölgelerde, belirli minerallerin ticareti; silahlı grupları finanse etmek, zorla çalıştırmayı ve insan hakları ihlallerini körüklemek, yolsuzluk ve kara para aklamayı desteklemek amacıyla kullanılabilir. "Çatışma bölgeleri mineralleri" olarak adlandırılan bu maddeler; cep telefonları, arabalar ve mücevherler gibi günlük ürünlerde bulunur. Tüketiciler için satın aldıkları bir ürünün dolaylı olarak denizaşırı ülkelerdeki şiddeti, insan hakları ihlallerini veya diğer suçları finanse edip etmediğini bilmek genellikle imkansızdır.
 
Yönetmenliğin Kapsamı
Çatışma Bölgeleri Mineralleri Yönetmeliği (EU 2017/821) 2021 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, AB'ye hammadde veya metal olarak kalay, tantal, tungsten ve altın ithal eden şirketler için geçerlidir. Yönetmenlik Haziran 2017'de yasalaşmış, bu da şirketlere yeni kurallara uyum sağlamaları için yeterli zamanı tanımıştır.
 
AB yönetmeliği (yalnızca) 3TG olarak da adlandırılan kalay, tantal, tungsten ve altına odaklanır. Bu mineraller, silahlı çatışmalarla ve buna bağlı insan hakları ihlalleriyle en sık ilişkilendirilen maddelerdir. Yasa, malzemelerin nereden geldiğine bakılmaksızın, AB'ye 3TG mineralleri veya metalleri ithal eden şirketleri doğrudan bağlar.
 
Şu özelliklere sahip bölgeler çatışmadan etkilenmiş veya yüksek riskli kabul edilir:
 
  • Yerel, bölgesel veya küresel olarak talebi yüksek olan doğal kaynaklara, özellikle minerallere sahip olanlar.
  • Silahlı çatışma (iç savaş gibi), çatışma sonrası kırılgan durumlar yaşayan veya yönetimin zayıf olduğu/hiç olmadığı, insan hakları ihlalleri dahil uluslararası hukukun sistematik olarak ihlal edildiği bölgeler.
 
Çatışma Bölgeleri Mineralleri Yönetmeliğii'nin Hedefleri
Yönetmenlik, AB tedarik zincirindeki şirketlerin kalay, tungsten, tantal ve altını (3TG) yalnızca sorumlu ve çatışmasız kaynaklardan ithal etmelerini şart koşar.
 
Temel amaçlar şunlardır:
 
  • 3TG ithalatçılarının, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından tanımlanan uluslararası sorumlu kaynak kullanımı standartlarına uymasını sağlamak.
  • Hem AB içindeki hem de dünya genelindeki dökümhanelerin ve rafinelerin bu mineralleri sorumlu bir şekilde tedarik ettiğinden emin olmak.
  • Mineral ticareti ile silahlı çatışma veya yasadışı sömürü arasındaki bağı koparmak.
  • Yerel kalkınmayı teşvik ederken, maden işçileri de dahil olmak üzere yerel toplılukların sömürülmesine ve suistimal edilmesine son vermek.
 
Dünyanın en büyük ticaret bloğu olan AB, bu sorunun çözümünde önemli bir rol oynamaktadır. Ancak dünyadaki pek çok ülke bu mineralleri içeren ürünleri kullandığı veya ticaretini yaptığı için, küresel eylemi teşvik etmek kritik öneme sahiptir.
 
AB'nin "Durum Tespit" (Due Diligence) Sistemi Nedir?
Durum tespiti, karar vermeden önce makul bir özenle hareket etme ve potansiyel riskleri araştırma sürecini ifade eder. İş dünyası bağlamında bu; sürekli, proaktif ve reaktif bir süreçtir. Şirketler, özellikle tedarik zincirleri içindeki riskleri belirlemek, yönetmek ve raporlamak için sistemler uygulanır.
 
Yönetmelik kapsamındaki mineraller söz konusu olduğunda durum tespiti; tedarikin sorunlu bir şekilde yapılmasını ve çatışmaya, zorla çalıştırmaya veya diğer yasadışı uygulamalara katkıda bulunmamasını sağlamak anlamına gelir.
 
OECD tarafından geliştirilen beş adımlı çerçeve uyarınca ithalatçıların şunları yapması gerekir:
 
  1. Güçlü dahili yönetim sistemleri kurmak.
  2. Tedarik zincirindeki riskleri belirlemek ve değerlendirmek.
  3. Bu riskleri ele almak için bir strateji geliştirmek ve uygulamak.
  4. Durum tespiti uygulamaları hakkında bağımsız bir üçüncü taraf denetimi gerçekleştirmek.
  5. Tedarik zinciri durum tespiti faaliyetleri hakkında yıllık rapor sunmak.
Hata bildir
Web sitemizde bulunan tüm bilgileri görmek ister misiniz? Lütfen giriş yapın ya da kaydolun....
Oturum aç
Zorunlu(*)